[Baba]Hakkı YETEN

'Beşiktaş Tarihi' forumunda gkhn tarafından 21 Kasım 2006 tarihinde açılan konu

  1. ahmettekin

    ahmettekin Yeni Üye

    Katılım:
    22 Mayıs 2007
    Mesaj:
    20
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    esaslı adammış
     
  2. BEŞİKTAŞ

    BEŞİKTAŞ Yeni Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2006
    Mesaj:
    98
    Alınan Beğeniler:
    0
    Halkın kaptanı Baba Hakkı

    "Çocukken Bulgaristan'dan ailesiyle geldiği Beşiktaş'tan hiç ayrılmadı. Sokaklarında top peşinde koştu, Çarşı'sında elleri ceplerinde gezdi, Şeref Stadı'nda futbolun sadece futbol olmadığını gösterdi. Ona 'Baba' lakabını veren İstanbul'u ve İstanbullulara futboluyla, alçakgönüllüyle ve İstanbul'a yakışan kabadayılığıyla 'Baba' oldu. Futbolcular kırmızı kart gördüğünde ona bakıp "Çıkayım mı Baba?" diye sordukları bu vakur adam futbolu bıraktıktan sonra bütün kazancını Beşiktaş'a yatırdı, mavi kartıyla otobüse bindi, vaktini Çarşı'da, müdavimi olduğu kahvelerde geçirdi. O formanın hakkını verenin dostu, futbol ahlakına aykırı davrananın korkulu rüyası, İstanbul Beyefendisi Baba Hakkı'ydı.

    Tek aşkı Beşiktaş

    Sözcüğün olumlu anlamındaki "babadan", genellikle adaletin olmadığı yerde ortaya çıkması beklenir. Futbolun adaleti olmadığına göre, zaten adaleti olmayan bir spora başka adaletsizlikler de musallat olursa, gözler sahada bir ağır ağabeyi arar. 1931-48 yılları arasındaki Beşiktaş maçlarında, ne zaman sahada ters bir durum olsa gözler hep Baba Hakkı'yı aradı. Hem sadece Beşiktaşlılar değil, rakip takım oyuncuları, hatta hakemler bile… Hakkı Yeten 1910 yılında, Bulgaristan'ın Vadina kentinde doğdu. Bir yaşında ailesi İstanbul'a geldi, Beşiktaş'a yerleştiler. Babası Binbaşı Mahmut Nedim Bey, Çanakkale Savaşı'nda şehit olunca, beş kardeşiyle yaşam mücadelesi veren Hakkı Yeten askeri okula yazıldı. 1931 yılında yönetici Şeref Bey tarafından Beşiktaş'a alındı. Bu transfer konusunda, Beşiktaşlıların anmaktan pek hoşlanmadıkları bir rivayet de söz konusudur. Hakkı Yeten'i seyreden Galatasaraylı yönetici Ahmet Kara'nın, "Beşiktaş Hakkı'yı alsın da güçlensin, lige tat gelsin," diyerek onu Beşiktaş'a götürdüğü rivayet edilir. Her nasıl gelirse gelsin, yere çok güçlü basan, bu top hakimiyeti güçlü forvet Beşiktaş'ta bir efsaneye dönüştü. Şükrü Gülesin (kornerci) ve Şeref Görkey'le (voleci) beraber müthiş bir hücum üçlüsü oluşturup, 1950'li yıllardan önce çoğu nağmağlup, 8 yılda yedi şampiyonluk görmüş, oynadığı 439 maçta 382 gol atarak Beşiktaş'ın gelmiş geçmiş en golcü futbolcusu olmuştur. Derbi maçların da en golcü oyuncusudur. Fenerbahçe'ye de Galatasaray'a da otuzardan fazla gol atmıştır. Bu arada hukuk fakültesini de bitirip, avukatlık diploması almıştır. Ama onu asıl efsane haline getiren saha içi ve dışındaki alçakgönüllülüğü, vakurluğu ve yeri geldiğindeki kabadayılığıdır.

    Adam gibi oynamazsanız İstanbul'a yürüyerek dönersiniz!

    Baba Hakkı'ya dair en bilinen anekdot, bir maçta kırmızı kart gören Cihat'ın, "Çıkayım mı baba?" diye sormasıdır. Oyuncular ve hakem Baba Hakkı'ya bakar. Baba başını sallayıp, "Çık Cihat, çık!" deyince, Cihat çıkar. 1941 yılında, Ankara'da Harp Okulu takımıyla milli küme maçı yapılır. İlk yarıyı Beşiktaş üç sıfır mağlup kapatır. Baba Hakkı soyunma odasında tren biletlerini eline alır: "Adam gibi oynamazsanız dönüş biletlerinizi yırtarım, İstanbul'a yürüyerek dönersiniz," der. Baba Hakkı'nın şakası yoktur, maçı Beşiktaş 6-3 kazanır. Baba Hakkı için, galibiyetten daha önemli olan, adam gibi oynamak, formanın hakkını vermektir. Galibiyet için her yol mubah değildir. Bu erdemin en güzel örneği bir Fenerbahçe maçında yaşanır. Beşiktaş iki sıfır öndeyken Baba Hakkı Fenerbahçe kaptanının yakasına yapışır: "Kendinize çeki düzen verin, bu maçın tadı böyle çıkmaz. Bu kadar insan maç seyretmeye gelmiş, adam gibi oynayın." Maç 2-2 biter. 1946 yılı, Karagümrük maçı. Hakem Müjdat Gezen'in babası Necdet Gezen'dir. Baba Hakkı orta sahadan voleyle bir şut çeker, top fileleri yırtar. Tabi bu yırtılma olayında o zamanki filelerin plastik olmamasının da payı vardır. Ancak Necdet Hoca golü vermez. Bunun üzerine seyirci hakem aleyhinde tezahürat yapmaya başlar. Tabi şimdiki gibi, hakemin cinsel tercihlerine yönelik bir tezahürat değil, daha nahif bir protesto. Baba Hakkı tribünlere bir iki sefer susun işareti yapar ama Necdet Hoca o gün üst üste hatalı kararlar vermeye devam eder. Artık seyircinin tahammülü kalmamıştır, protesto her geçen dakika artar. Sonunda Baba Hakkı dayanamaz tribünün önüne gelir: "Çıkın dışarı!" der. Baba Hakkı'yı amigo Kafa Sebahattin yatıştırır, protestolar kesilir. Maçı Beşiktaş iki sıfır kazanır ama dışarıda iki bin kişi toplanmış, hakemi hacamat etmek üzere stat çıkışına konuşlanmıştır. Baba Hakkı yan hakem Fahri Somer'e der ki: "Necdet Abiye söyle yanıma gelsin." Necdet Hoca gelir, biriken kalabalığın arasından beraber çıkıp giderler, kimse bir şey diyemez. (Aktaran Hakan Dilek, O Gol Kaçmazdı, Karakutu Yayınları) Daha sevimli bir anekdot, Şükrü Gülesin'e dairdir. Şükrü Gülesin, futbol tarihinin kornerden en fazla gol atan oyuncusudur. Bir maçta yine korner olur, Şükrü topun başına geçer, ceza sahasına giren Baba Hakkı eline kaldırarak topu kendisine doğru ortalamasını ister, ancak Şükrü kaleye vurur ve 39. korner golünü atar. Golden sonra Baba Hakkı'nın üstüne geldiğini gören Şükrü kaçmaya başlar, öyle bir kaçar ki Baba Hakkı'nın: "Gel öpeceğim," dediğini duymaz.

    Allahını seven ileri vursun...

    Galatasaray defansının 1940'lı yıllardaki değişmez oyuncusu Adnan, bir uzun top çıkma "uzmanıdır". Topu sektirip Allah ne verdiyse ileriye gönderir, artık sol açık mı, sağ açık mı kimin önüne düşerse. Hatta bu yanlış anlayış Türk futboluna uzun süre yerleşmiş, kim daha ileri vurursa ondan iyi defans oyuncusu olacağı zannedilmiştir. Uzun çıkma işini abartan Galatasaray'ın sağ beki Saim'in bir maçta topu İnönü Stadı'nın kapalı tribünün üstünden dışarı gönderdiği de rivayet olunur. (Aktaran Memet Fuat, Tribünden Palavra Anılar, Adam Yayınları) Aslında o yıllarda böyle şeyler anlaşılırdı. Trabzonspor'un yakın dönemde arka arkaya şampiyon olduğu yıllarda "Allah'ını seven ileri vursun," düsturunu kullandığı bilinir. Ancak bu uzun top çıkma işinde, topu çıkanın ayağı fiziksel zorunluluklardan ötürü, yakınında bulunan futbolcuya çarpardı, bu istemsiz tekmeyi yiyen uzun süre yerden kalkamazdı. Galatasaray'lı Adnan, Şeref Stadı'ndaki bir Beşiktaş maçında yine uzun top çıkar ama yanında Baba Hakkı'nın olduğunu görmez. Top Beşiktaş ceza alanına girerken, bir tokat sesi gelir. Adnan'ı Baba'nın elinden zor alırlar. Baba Hakkı'nın en önemli özelliklerinden biri de, kollarını açıp, arkasındaki futbolcudan topu saklamasıdır. Rakip hangi taraftan hamle yaparsa, Baba ters tarafa dönüp onu atlatır. Rakip için Baba'nın topu bu tarz saklaması bir kısırdöngüdür. Bir Galatasaray maçında Eşref Aykaç bu kısır döngüyü kırmak ister, Baba Hakkı'nın iki bacağının arasından topa dokunur. Top bir metre öteye gider. Baba döner, Eşfak'la bir süre bakışırlar, kimse uzaklaşan topu almaya cesaret edemez. Baba gider, topu alır ve oyun yeniden başlar. Bu maçtan sonra kimse Baba'nın bacakları arasından topa vurmaya yeltenmemiştir.

    Şeref Stadı

    Baba Hakkı'yı en iyi anlatan sözleri kardeşi Sacide Ergül söylüyor: "Onun tüm hayatı ve aşkı Beşiktaş'tı. Hatta Beşiktaş'a olan bu aşkından dolayı evlenmedi. Avukattı, bütün kazancını Beşiktaş'a yatırdı." Ondan bayrağı devralan Süleyman Seba da aynı değerleri benimsemişti. Seba da hiç evlenmemiş, bütün memur maaşını Beşiktaş'a yatırmıştı. Baba Hakkı yaşarken vefasızlığı da gördü. 1948 yılında 37 yaşındayken bir maçta taraftarlar kendisini ıslıklayınca, soyunma odasında kalır, ne ikinci yarıya çıkar, ne de bir daha sahaya. Jübilesini "Bu formayı bana taraftar giydirdi. Şimdi onlar isteyince de çıkarırım," diyerek yapar. Ardından kulübe uzun süre teknik direktör ve başkan olarak da hizmet verir. Bütün kazancını Beşiktaş'a yatıran Baba Hakkı, ömrünün sonuna doğru, mavi kartıyla otobüse biner, her gün Beşiktaş'a gelir, vaktini Çarşı'da, müdavimi olduğu kahvelerde geçirirdi. Öldükten sonra heykeli dikildi ama yaşarken hiçbir yönetici Baba Hakkı'ya bir araba tahsis etmeyi düşünmedi. Şimdi, Baba Hakkı'nın en güzel gollerini attığı Şeref Stadı'nın yerinde Çırağan Oteli var. 60 yıl sonra o otelde Dünya Kupası elemelerinde Türkiye ile baraj maçı oynayan İsviçre Milli takımı kaldı. Baba Hakkı'nın öğretmeye çalıştığı futbol ahlakından nasibini almayanlar, rakibi psikolojik baskı altına alma bahanesiyle, o otelin çevresinde her türlü şovenistliği yaptılar. İşte Baba Hakkı'ya en büyük ihanet onun ruhunun sindiği bu yerde yapıldı, Baba Hakkı'nın tokadı en çok o zaman arandı.

    [​IMG]

    [​IMG]

    [​IMG]
     
  3. ilker_csa

    ilker_csa Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2007
    Mesaj:
    105
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    mükemmel bi ansansın baba hakkı
     
  4. çArşı_KartaL

    çArşı_KartaL Yeni Üye

    Katılım:
    28 Ağustos 2007
    Mesaj:
    27
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    Burası Mafya Babalarının Değil Baba Hakkıların BEŞİKTAŞ'ı
     
  5. rebel_1903

    rebel_1903 Yeni Üye

    Katılım:
    3 Eylül 2007
    Mesaj:
    72
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    onun gibi kaptan lazım bize ama asla gelmez bir daha onun gibisi keşke Baba Hakkılı Beşiktaşımın olduğu zamanda yaşayıp onları canlı izleyebilseydim
     
  6. erdinc1926

    erdinc1926 Üye

    Katılım:
    10 Eylül 2007
    Mesaj:
    2.845
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    allah rahmet eylesin böyle emei geçen futbolculara ship olmak biraz zor
     
  7. siyah

    siyah Üye

    Katılım:
    4 Eylül 2007
    Mesaj:
    602
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    rahat uyu baba hakkı
     
  8. k@rt@l

    k@rt@l Üye

    Katılım:
    19 Ekim 2007
    Mesaj:
    173
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    beşiktaşın gelmiş geçmiş en büyük kaptanı
     
  9. carsı1903

    carsı1903 Yeni Üye

    Katılım:
    22 Eylül 2007
    Mesaj:
    24
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    baba hakkı 400 maçta 382 gol atmış bidaha beşiktaşa böyle bir futbolcu gelmez
     
  10. dgkn1903

    dgkn1903 Üye

    Katılım:
    5 Kasım 2007
    Mesaj:
    138
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    abı barı bunlara saygıları olsada duzelseler bea baba hakkının seref gorkeyın kemıklerı sızlıo yazık bea adamlar ne emek harcamıs bu takımı bugunlere gelmesınde en onemlı temellerı atmıslar aynı emegı seba da harcadı ama yazıklar olsunkı demırorenın sınanın oyununa gelen bıkac futbolcu ve taraftarımızın sayesınde onuda saglam kalayladık
     
  11. erdinc1926

    erdinc1926 Üye

    Katılım:
    10 Eylül 2007
    Mesaj:
    2.845
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    Beşiktaş'ın Baba Hakkı'sı, daha evvel Karagümrük'ün ağabeysi idi. Hakkı Karagümrük'te oynarken, her oynadığı maçta attığı gollerle Karagümrük galip gelirdi... O, gençliğinde ne yaman delikanlı idi. şutlarını daha o zamanlar hiç bir kaleci karşılayamazdı..
    BABA HAKKIYLA İLGİLİ BİR ANI Bozkurt Kulübü, Karagümrükle bir maç almıştı… Oyun Halıcıoğlu Sahası'nda yapılacaktı… Ve maç günü mezkûr sahaya gidildi… Saatinde takımlar karşılıklı dizildiği zaman, Bozkurt takımı devrin kuvvetli kulüplerinin
    futbolcularıyla takviye edilmişti; Rakip kaleyi zamanın meşhur kalecilerinden; Harbiyeli Paşa Sırrı koruyordu… Maç başlamak üzere bizim Baba Hakkı yok; İdareciler ve taraftarlar telaş içinde Hakkı'nın yolunu gözlüyorlardı!!! Oyuna başlandı. Az sonrada Hakkı, Balat istikametinden gelen bir sandal içinde göründü; Taraftarlar oyunu bırakmış sevinçle ona doğru koşmaya başladı… Maça geç kaldığını anlamış olacak ki; "Hakkı Baba" sandalda soyunuyordu!!! O sahile çıktı, idareciler da takım kaptanı Sebahattine geldiğini haber verdi. Fakat Kaptan Hakkı'nın geç kalmasına kızarak oyuna sokmadı;

    Maçın ikinci yarısında Hakkı'nın oynaması için İdareciler, Sabahattin'i ikna ettiler. Kaptan da verdiği cezayı kâfi görerek bu bomba futbolcuyu oyuna dahil etti;

    Ve o gün yarım devre oynayan Hakkı, Bozkurt takımına hem de Sırrı gibi kaleciye; Tam 6 gol attı.. O gün Hakkı'nın şutlarına dayanamayan Sırrı kaleyi terketmişti...

    (dünden bugüne karagümrük gençlik kulübü 26-82; ASAF AYÇIL)

    1948 yılında bir maçta taraftarın onu ıslıklamasından sonra "Bu formayı bana taraftar giydirdi. Şimdi onlar isteyince de çıkarırım" diyerek futbolu o maçta bırakmıştır.

    Ne kadar amatör ruha sahip olduğuna ve sportmenliğine örnek olarak anlatılan başka bir olay ise şu şekildedir. Fenerbahçe ile Şeref Stadı'nın çamurlu ortamında oynanan maçta Beşiktaş 2 farklı skorla önde gitmektedir. Maçın ortasında Beşiktaş atakları ardarda devam ederken orta sahada Fenerbahçe kaptanının yanına gelen Hakkı Yeten şöyle der: "Arkadaşlarına söyle biraz maça asılsınlar bu maçın zevki böyle çıkmaz."

    www.karagumrukluler.org
    alıntıdır...
     
  12. lambkuzu

    lambkuzu Üye

    Katılım:
    26 Kasım 2007
    Mesaj:
    331
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    yeni stadın iki adı olsa ya inönü ( baba hakkı veya hakkı yeten ) şeklinde aynen giuseppe meazza ve san siro gibi
     
  13. ilhan mansız_melis

    ilhan mansız_melis Müdavim

    Katılım:
    24 Ocak 2008
    Mesaj:
    21.621
    Alınan Beğeniler:
    77
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    Baba Hakkı unutulmaz bee
     
  14. 21pascaL21

    21pascaL21 Aktif Üye

    Katılım:
    8 Nisan 2008
    Mesaj:
    7.113
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    kemikLeri sızLamıyormudur şimdi acaba..? onun miras bıraktığı kLubün başkanı çıkıp ezeLi rakibinin goLünü aLkışLıyorsa sızLıyordur bence..
     
  15. ilhan mansız_melis

    ilhan mansız_melis Müdavim

    Katılım:
    24 Ocak 2008
    Mesaj:
    21.621
    Alınan Beğeniler:
    77
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    sızlamaz olur mu herkesin sızlıyordur
     
  16. CR7

    CR7 Süper Kartal Üye

    Katılım:
    22 Nisan 2007
    Mesaj:
    26.753
    Alınan Beğeniler:
    92
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    Şeref Bey bir futbolcunun daha peşine düşer . Beşiktaş'ta oturan, Kuleli Askeri Lisesi öğrencisi bu gencin adı Hakkı'dır.

    Şeref Bey'e verilen bilgilere göre, babası 1. Dünya Savaşı'nda şehit düşünce küçük yaşta yetim kalmış, beş kardeşiyle birlikte yoksulluk içinde büyümüştür bu genç. İki ağabeyi gibi o da baba mesleği askerliği seçmiştir. Ağabeylerinden Muhtar, 1924 Türkiye Şampiyonu Harbiye Takımı'nın santrahafıdır.

    İzleyenler methede methede bitirememektedir Hakkı'yı... "Ağabeyi Muhtar kadar iyi bir futbolcuysa, bu bile yeter" diye düşünür Şeref Bey.

    İdareci arkadaşları Abdullah Pozan ve Fehmi Erok'a uzun süre kendisine fark ettirmeden izlettirir Hakkı'yı...

    Yalnız halledilmesi güç bir problem vardır. Hakkı, bir askeri okul öğrencisidir. Yayınlanan tamim gereği, sivil takımlarda oynaması yasaktır...

    Hakkı'ya siyah-beyazlı formayı giydirebilmek için, Hakkı'nın yakın arkadaşı "Zigota" Hayri ile küçük bir oyun planlar Şeref Bey. Ve 1931 yılının Kurban Bayramı tatilinde plan uygulamaya konulur...

    Hayri, bayramın ikinci günü Hakkı'nın kapısını çalar, "Gel maça gidelim. Bugün Taksim Stadı'nda harika bir maç var. Beşiktaş Yugoslavlarla karşılaşıyor..."

    Yoksulluk içinde büyümüş Hakkı, bayramda el öperek topladığı 2,5 lira harçlığı da maça kaptırmak istemediğinden, önce pek sıcak yaklaşmaz arkadaşının teklifine...

    Ancak arkadaşı Hayri ısrarcıdır, "Yahu, bırak parayı düşünmeyi. Ben Şeref Bey'le konuştum, izin aldım. Bizi bedava içeri alacaklar..." diyerek ikna eder Hakkı'yı. İki arkadaş hızlı adımlarla Taksim Stadı'nın yolunu tutarlar...

    [/size]
    Bayram günü oynanan maça ilgi büyüktür. Taksim Stadı'nın çevresinde mahşeri bir kalabalık toplanmıştır.

    Hayri kalabalığa birkaç metre kala durur, Hakkı'ya, "Sen burada bekle, ben birazdan geleceğim" diyerek ortadan kaybolur.

    Aradan 10 dakika kadar geçmiştir ki, yanında uzun boylu, temiz giyimli bir adam olduğu halde döner.

    Gelen adam gülümseyerek elini uzatır Hakkı'ya, "Merhaba, ben Şeref. Hoş geldin Hakkı. Bugün bizim maçta Beşiktaş formasını giyer misin?" diye sorar.

    Daha önce adını çok duyduğu Şeref Bey'le karşılaşmış olmaktan ve hiç beklemediği bir anda aldığı tekliften afallamıştır Hakkı.

    "Nasıl oynarım ki... Ben asker adamım.. Merkez komutanı Şükrü Naili Paşa canıma okur sonra..." diyerek itiraz etmeye kalkışır...

    "Merak etme... Ben konuşurum komutanınla... İzin alırım... Hadi sen fazla oyalanma... Forman, ayakkabıların hazır... Soyunma odasına git de takım arkadaşlarınla tanış..." diyen Şeref Bey, neler olup bittiğini anlamaya çalışan Hakkı'yı, bir emr-i vakiyle siyah-beyazlı formayı ilk kez giymek üzere soyunma odasına yollar.

    1931 Salı günü ilk kez Yugoslav Beogradski takımına karşı Beşiktaş formasını giyer Hakkı Yeten.

    İmam Hayati'nin yanında sağ iç mevkiinde oynar 1-1 beraberlikle sonuçlanan ilk maçında. Mücadeleci futbolu, bitmek tükenmez hırsı ile hemen göze batar.

    Hakkı'ya Beşiktaş formasını bir emr-i vaki ile giydirmeyi başarmıştır Şeref Bey ama merkez komutanı Şükrü Naili Paşa'dan izin falan almamıştır. Kafasından, öyle geçici bir izin almayı değil, Hakkı'nın askeri okuldan bir şekilde ayrılışını sağlayarak, siyah-beyazlı formayı giymesinin önündeki engelleri bütünüyle ortadan kaldırmayı geçirmektedir.

    Baba Hakkı, Şeref Bey bir yandan, yardımcısı Fehmi Erok bir yandan, Hakkı'yı ikna etmek için defalarca gidip gelirler Halıcıoğlu Askeri Lisesi'ne.

    Hakkı'nın ağabeyini, bazı komutanlarını araya koyarlar. Sürekli ısrarlar karşısında nihayetinde ikna olur Hakkı.

    Okulundan istifa eder, lise son sınıfı bitirmek üzere İnkilap Lisesi'ne aldırır kaydını.

    Sirkeci'de bir terzide Şeref Bey'in kendisine diktirttiği bir gömlek, bir takım elbise, bir de siyah-beyaz ipek kravat karşılığı Beşiktaş'a transfer olur.

    (Bu, bir takım elbise, bir ipek kravat, Hakkı Yeten'in 17 senelik futbolculuk hayatında Beşiktaş'tan aldığı tek transfer ücreti olacaktır!)

    [/size]
    Kaynak: Vala Somalı
     
  17. ilhan mansız_melis

    ilhan mansız_melis Müdavim

    Katılım:
    24 Ocak 2008
    Mesaj:
    21.621
    Alınan Beğeniler:
    77
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    (Bu, bir takım elbise, bir ipek kravat, Hakkı Yeten'in 17 senelik futbolculuk hayatında Beşiktaş'tan aldığı tek transfer ücreti olacaktır!)

    İşte bu !

    Şeref'imiz,Hakkı'mız.
     
  18. alper_1903

    alper_1903 Üye

    Katılım:
    11 Ocak 2007
    Mesaj:
    2.157
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    Arkadaslar Baba Hakki nin forma numarasini bilen varmi?
     
  19. cem_goren

    cem_goren Müdavim

    Katılım:
    24 Şubat 2008
    Mesaj:
    19.829
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    10 olması lazım
     
  20. alper_1903

    alper_1903 Üye

    Katılım:
    11 Ocak 2007
    Mesaj:
    2.157
    Alınan Beğeniler:
    0
    Ynt: [Baba]Hakkı YETEN

    bende ya 10 ya 8 diye biliyorum ama emin olmadan forma bastirilmaz =)
     

Bu Sayfayı Paylaş